Tez No İndirme Tez Künye Durumu
637864
Marcus Tullius Çicero'da ve Hugo Grotius'ta doğal hukuk düşüncesi / The thougt of natural law in Marcus Tullius Çicero and Hugo Grotius
Yazar:MUHAMMED İBRAHİM ERTUĞRUL
Danışman: PROF. DR. CEMAL BALİ AKAL
Yer Bilgisi: İstanbul Bilgi Üniversitesi / Lisansüstü Programlar Enstitüsü / Hukuk Bilim Dalı
Konu:Hukuk = Law
Dizin:Cicero = Cicero ; Doğal hukuk = Natural law ; Grotius, Hugo = Grotius, Hugo
Onaylandı
Yüksek Lisans
Türkçe
2020
213 s.
Büyük İskender'in komuta ettiği Makedon İmparatorluğu'nun bugün Yunanistan olarak bilinen Hellas'ta, ön Asya'da ve antik dönemin bilinen tüm topraklarında gerçekleştirdiği istilalar ve kurduğu hakimiyet şehir devleti yönetim modelini sonlandırmış ve yurttaş – barbar ayrımına dayanan klasik Yunan siyasasının dönüşmesine yol açarak Helen dönemini başlatmıştır. Polis'in buharlaşan sınırlarından sonra meydana gelen nüfus hareketlilikleri Kinik temalı evrensel bir düşünceyi esas alan, ama beslendiği o Kinizmi de dönüştürerek polis'in içindekilerle dışındakileri kozmopolit bir siyasa içerisinde eşitleyen Stoa felsefesinin benimsenerek yaygınlaşmasına yol açmıştır. Roma siyasi oluşumunun Makedon İmparatorluğu'nun varlığına son vermesinden sonra Büyük İskender'in mirası olan evrensel yönetim modeli ve Helen dönemi düşüncesi olan Stoa felsefesi Romalılara miras kalmıştır. Roma siyasi oluşumunun Cumhuriyet dönemine denk düşen bu tevarüs, Roma'da Marcus Tullius Cicero tarafından soylu ve varsıl sınıfın menfaatlerini gözetmek ve öncelemek için savunduğu doğal hukuk tezlerine bakıldığında daha net biçimde anlaşılmaktadır. Son dönem pagan kültürünün en ciddi temsilcilerinden olan Cicero, Roma'ya reçete olarak sunmak için geliştirdiği doğal hukuk tezleri, Orta Çağ'ın ardından ortaya çıkan ve akılcı felsefeyi kendilerine esas alan Rönesans düşünürlerinin rehberi olacaktır. Bir Rönesans dönemi ürünü olan modern doğal hukuk düşüncesi, insanı, insan aklını ve insanın dışında yer alan bütün eşyayı yeniden kurgulayarak, bir anlamda da Kilise'nin dışına çıkarak seküler temele oturttuğu hukuk düşüncesini oluşturmuştur. Pagan dönemin sonlanmasından sonra düşünce tarihinde uzun bir yer edinen patristik felsefe ve Orta Çağ düşüncesi entelektüel serüvenin temeline Kutsal Kitab'ı yerleştirmişken, modernitenin yol açtığı zihinsel dönüşüm entelektüel bakışların klasik hümanist kaynaklara dönmesine yol açmıştır. Bir modern doğal hukuk düşünürü olan Hugo Grotius, bu zihniyet değişiminin ve düşünce etkileşiminin en somut örneğidir. Hollandalı hukukçu, ülkesinin Uzak Asya'da yer alan ülkelerle ticaret yapabilmesi için açık denizlerde yolculuk yapabilmesini Kilise'ye ve onun ruhani himayesinde ilerleyen Portekiz'e ve İspanya'ya karşı savunurken tezlerini Cicero ve Stoa düşüncesi ile geliştirmiş, Kilise'nin ruhani hakimiyet iddiasını ve keşfedilen toprakları ülkeler arasında bölüştürme girişimini aklı ve insan doğasını esas alan doğal hukuk düşüncesi ile sınamıştır. Bu tez çalışması Cicero ve Grotius tarafından geliştirilen doğal hukuk düşüncesine odaklanmakta, her iki düşünceyi de içlerinde vuku buldukları dönemlerinin siyasi ve iktisadi şartları arasında benzerlik kurarak ele almaktadır. Çalışmada tercih edilen bu yöntem, -tarihin farklı dönemlerinde savunulmuş olsalar da- doğal hukuk düşüncesinin arkasında yatan siyasi ve sosyal gerçekliği göstermektedir.
The invasions of the Macedonian Empire under Alexander the Great in Hellas, now known as Greece, all the lands of ancient Asia, and the domination it established, terminated the city-state administration model and led to the transformation of the classical Greek politics based on the citizen-barbarian separation. Then, it started the Helen period. Emerging population movements following the evaporating boundaries of the polis led to the adoption of the philosophy of Stoa, which was based on a universal idea with a Cynical theme, but transformed that cynicism into which it was nurtured and equated the inhabitants of the polis with those outside of the polis in a cosmopolitan policy. After Rome ended the Macedonian Empire, Alexander the Great's legacy of universal governance model and the idea of the Stoa philosophy of the Hellenic period have been inherited to the Romans. This inheritance of the Romans, which corresponds to the Republican era, is more clearly understood when the natural law thesis advocated by Marcus Tullius Cicero in the Rome to protect and prioritize the interests of the noble and wealthy class are considered. Cicero, one of the most serious representatives of the late pagan culture, his natural law thesis which he developed in order to present them to Rome as a medication will be the guide of the Renaissance philosophers who emerged after the Middle Ages and based on the rational philosophy they developed. The idea of modern natural law, which is a product of the Renaissance period, reconstructed the human, the human mind and all the objects outside the human being, and, in a sense, formed the idea of law on a secular basis by going outside the Church. While the patristic philosophy and the medieval thought which had a long period in the history of thought, placed the Bible on the basis of their intellectual adventure, the intellectual transformation caused by the modernity would return to classical humanist sources. Hugo Grotius, as a thinker of modern natural law, is the most concrete example of this change of mindset and thought interaction. The Dutch jurist will develop his theses with the idea of Cicero and Stoa, while defending his country against the Church, and Portugal and Spain which are conquering and colonizing under Church's spiritual auspices. Grotius' aim was for his country to travel on the high seas in order to trade with the countries in Far Asia. The Catholic Church's claim of spiritual sovereignty and its attempt to divide the discovered territories between countries would be challenged by Grotius with natural law thesis based on rational philosophy and human nature. Our thesis focuses on the idea of natural law developed by Cicero and Grotius and deals with both ideas by establishing similarities between the political and economic conditions of their time. As a result of this methodological preference, our thesis shows the political and social reality behind the idea of natural law, although they have been defended in different periods of history.