Tez No İndirme Tez Künye Durumu
126624 Bu tezin, veri tabanı üzerinden yayınlanma izni bulunmamaktadır. Yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına Üniversite kütüphaneniz aracılığıyla (TÜBESS üzerinden) erişebilirsiniz.
19. yüzyılda batılılaşma etkisinde bir Osmanlı semti: Kumkapı / An Ottoman city under the influence of 19th century westernization
Yazar:SERDA BASUT
Danışman: PROF.DR. FİLİZ ÖZER
Yer Bilgisi: İstanbul Teknik Üniversitesi / Fen Bilimleri Enstitüsü
Konu:Mimarlık = Architecture
Dizin:19. yüzyıl = 19. century ; Azınlıklar = Minorities ; Batılılaşma = Westernization ; Mimarlık = Architecture ; İstanbul-Kumkapı = İstanbul-Kumkapı
Onaylandı
Yüksek Lisans
Türkçe
2002
143 s.
19.YÜZYILDA BATILILAŞMA ETKİSİNDE BİR OSMANLI SEMTİ: KUMKAPI ÖZET Bu tez Kumkapı' nın İstanbul sur içi konumu ve etnik çeşitlilik özelliklerinden yola çıkıp, bölgenin her ölçekteki kentsel ve mimari öğelerinin detaylı dokümantasyonunu yaparak, özellikle 19. yüzyıl İstanbul'unun etnik çeşitliliğinin karakterine dair ipuçları yakalamayı hedeflemektedir. Kumkapı, sur içinde ve saraya yakın bir limanda konumlanmasına rağmen, 19.yy'da ağırlıklı olarak Ermeni ve Rum nüfusun ikamet ettiği bir semtti. Fakat, Kumkapı'nın bu tez için özellikli konumu aynı zamanda dünya Ermenileri'nin merkezi olan patrikliğin de burada konumlanmasıdır. Tez, bu ekümenik konumu da barındıran semtteki 19. yüzyıl Batı yönelimli değişimlerin yansımalarında özel noktalar olabileceği varsayımından yola çıkmaktadır. Araştırmalarda Ermeni ve Rum nüfusun 19. yüzyıl değişimindeki Batı yönelimli tavırları ve ivmelendirici rolleri üzerinde durulmaktadır. Bu araştırmalarda Tanzimat Fermanı ile gayrimüslimlere tanınan haklar ve gayri müslim kesimin Batı etkisindeki ticaretteki etkin rolleri vurgulanmaktadır. Bunun yanında özellikle Ermeni Balyan ailesinin 19. yy Osmanlı mimarlığının oluşumundaki rolü yadsınamaz. 19.yy değişimi içinde gayrimüslimlerin kazandığı bu mobilite özellikle şehir içi yerleşimlerinde kendini göstermektedir. Kumkapı'nın 19. yy 'a dair gösterebileceği önemli diğer bir nokta da bu mobilitenin Kumkapı'dan Galata'ya şehir içi göçlerin yansımalarını taşıyor olmasıdır. 19. yy'da Kumkapı'nın yüzleştiği bir diğer değişim ekonomik durumu iyi olan gayri müslimler ve ticaretle ilgilenen halkın Galata ve Pera çevresine yerleşmesidir. Tarihi yarımada ise yoğunluğunu ve eski önemini kaybetmiş ve gelir düzeyi orta ve düşük halkın, orta çaplı tüccarların yaşadığı bir yer olmuştur. Tez Kumkapı'nın sosyal oluşumunda konumunun önemini de tarihiyle vurgulamaktadır. Şehre yakın liman konumu ile Bizans'tan beri şehre giriş kapılarından ve dolayısıyla ticaret merkezlerinden biriydi. İstanbul'un fethinden sonra ise liman bir süre daha önemini korumuş, daha sonra da kullanılmamaya başlanmıştır. Limanın kullanılmaması ile çevredeki ticaret yoğunluğu da azalmıştır ve bölge halkın kalıcı olarak yerleştiği bir alan olmuştur. Liman zamanla çevre kirliliğine sebep olması sonucu doldurulmuş ve bu bölge İstanbul'a getirilen Ermenilere verilerek bu alanda konutlar yapılmaya başlanmıştır. Limanın doldurulması ve buraların iskanı ile bölge ticaret yanında yoğun olarak da konut alanı olmuştur. 19.yy'da demiryolu hattının yapımı ile Kumkapı'nın deniz ile olan bağlantısı büyük ölçüde kesilmiş, bölgenin deniz tarafındaki sının bu hat ile belirlenmiştir. Demiryolu yanında Kumkapı'da eskiden beri kullanılan deniz ulaşımı da 19. yy'ın sonunda geliştirilmiş ve tarifeli seferlerle vapurlar işletilmeye başlamıştır. Tez, Kumkapı'daki değişimi anlayabilmek için önce genel değişimi analiz eder. Batılılaşma ve modernleşme çabalan özellikle kentsel düzen ve mimari üsluplarda kendini göstermektedir. Özellikle Kumkapı'da çıkan yangınlar sonucu bölge harap olmuş, bu nedenle yenilikleri uygulamak isteyen yönetime de iyi bir fırsat çıkmıştır. vİslam kent dokusunun en önemli öğeleri olan organik doku ve çıkmaz sokaklar yerini kısmen de olsa geometrik düzene bırakmaya başlamıştır. Bu tez dahilinde haritalar üzerinde yapılan incelemede Kumkapı'da bu birleşimin ilginç bir örneği görülmektedir. Bizans döneminde mevcut limanın açıldığı bir merkez olan meydanın yanındaki şekilsiz, organik biçimli yapı adaları yerine, ızgara sistem yapı adaları oluşturulup, Osmanlı kentinde ender bulunan meydana vurgu kazandırılmıştır. Kumkapı'nın karakteristiğini belirleyen bir diğer nokta ise azınlık yoğun bölge seçiminden dolayı arsa fiyatlarının yükselmesiyle, yüksek katlı yapılaşmaların ortaya çıkması ve konutların dar parseller üzerinde yapılmasıdır. Bu nedenle bölgede geniş alanlar üzerinde çok serbest tasarımlardan ve şehrin genelinde görülen mimari üslup etkilerinden söz edilememektedir. Gayrimüslimlerin konutlarını yenilemek için özel izinler almaları gerekmesi yenileme sürecini uzatmış, yapı sahiplerinin de bölgeden gitmiş olmaları sonucu pekçok yapı harap halde kalmıştır. Bölgede mevcut yapılar incelendiğinde ise Rum ve Ermeni halkına ait kurumların çokluğu dikkat çekicidir. İki Rum, iki Ermeni kilisesi büyüklük ve sosyal etki açısından bölgeye hakimdir. Genelde neoklasik tarzda yapılan diğer yapılar yanında Rum kiliseleri tasarımı ve cephe özellikleri ile diğerlerinden ayrılmaktadır. Küçük bir alana sıkışmış iki büyük ölçekli Rum Kilisesi Bizans döneminde çevredeki yerleşim yoğunluğuna işaret eder. Bu yapıların tümü zaman içinde yenilendiklerinden cephelerinde farklı dönem zevklerininin yansımalarını taşımaktadır. Fetih sonrasında Fatih Sultan Mehmet'in güttüğü politika sonucu Kumkapı'nın Ermenilerin dini merkezi durumuna gelmesi ile Ermeniler merkez çevresinde yerleşmiş, bu topluluğa ait yapılar inşa edilmiştir. Bu yapılar arasında Ermenilerin Türkiye'deki dini temsilcisi olan İstanbul Patriği'nin bulunduğu Patrikhane de yer almaktadır. Dolayısı ile Kumkapı kurumları ile sadece çevre halkına hizmet etmemektedir; İstanbul ve ülke dışındaki bağlantıların da sağlandığı bir merkez durumundadır. Kumkapı yapılarının incelenmesinde küçük parseller ve yapı yoğunluğu dikkat çeker. Dar parseller üzerinde inşa edilen konutlar arasında en yoğun olarak "infil" yapıları, yani mevcut doku içerisinde tek tek tasarlanmış yapılar görülmektedir. Bunun yanında, dönem içerisinde yeni ve farklı bir yapı düzeni olan "ikiz ev" ve "sıraev" düzeni de bölgede yoğun olarak yer almaktadır. İstanbul'da tümü 19.yy ikinci yarısında yapılmış sıraevler orta çaplı tüccar konuttandır. Yapılmalarını sağlayan en önemli nedenlerden biri düşük maliyet getirmeleridir. İstanbul genelinde pekçok yerde örnekleri mevcut olmasına rağmen özellikle gayrimüslimlerin Batılılara olan ilgisi ve bu dönem içerisindeki yoğun ilişkileri nedeniyle sıraevler öncelikle gayrimüslim halkın yoğun yerleşme alanlarında ortaya çıkmış, daha sonra diğer çevrelerde uygulanmıştır. Bu, bölgede genellikle vakıflarının yoksul halkı ve görevlileri barındırmak için başvurduğu bir çözümdür. İkiz evler ve sıraevlerin varlığı ve sokak dokusuna olan etkileri süreklilik ve ritm olgusunu güçlendirmektedir. Kumkapı bölgesinde mevcut dokunun önemli bir kısmını oluşturan sıraevler farklı düzenler göstermektedir. Ana cadde üzerinde ya da yapı adaları köşelerinde bulunan yapılar çeşitli süslemelerle daha ön plana çıkarılmış plan özellikleri bakımından farkılıklar gösterdikleri için farklı bir grup olarak sınıflandırmışlardır. Bölgede mevcut sosyal amaçlı yapılar ise eğitim kurumları ve su yapılarıdır. Kiliselerin yanında bulunan eğitim kurumları özellikle gayrimüslimlerin eğitime verdiği önemi göstermektedir. Halkın eğitilmesi konusunda okullar açılmadan önce birçok küçük girişimde bulunulmuştur. Patrikhanede dersler verilmiş, zaman zaman küçük eğitim birimleri kurulmuş ve halkın bilgilendirilmesi için çalışmalar yapılmıştır. 19. yy başlarında verilen izin ile şehrin pekçok yerinde okullar açılmıştır. Bölgedeki okul yapıları sade geometrileri olan, 2 katlı kagir yapılardır. Su yapıları dahilinde ise çeşmeler ve hamam bulunmaktadır. Akar suyu tercih eden Osmanlılar tarafından vıııyapılan çeşmelerin bolluğu dikkat çekicidir. Meydanı vurgulamak amaçlı meydan çeşmesi ise bugün artık bulunmamaktadır. Bölgede Bizans'tan kalan bir de çifte hamam bulunmaktadır. Kumkapı, Fener, Balat gibi gayrimüslim halkın yaşadığı bölgeler arası benzerlikler dikkat çekicidir. Deniz kenarlarında konumlanan bölgelerde balıkçılık ve liman faaliyetleri bir dönem çok yoğundur. Kentsel düzen, yoğunluk ve yapılardaki süslemeler, cephe özellikleri gibi yapılaşma alanındaki benzerlikler bu bölgeleri müslüman halkın yoğun olarak yaşadığı Üsküdar gibi bölgelerden daha da farklılaştırmaktadır. Bunun nedeni Gayrimüslim çevrelerin Batı ile yoğun ilişkileri ve onlara olan hayranlıklarının özellikle de 19. yy'da her alanda yaşamlarına ve mimariye yansımasıdır. Belirli dini merkezler etrafında yerleşme, küçük çaplı ticari faaliyetler tüm yerleşme bölgelerindeki ortak özelliklerdir. Fakat, yapıların gayrimüslim çevrelerde daha yüksek olması, sıraevlerin önce bu bölgelerde kullanılması, bu bölgelerin sınırlandırılmışlığı yanında müslüman bölgelerin genişlemesi önemli farklılıklardır. Tez bu doğrultuda yaptığı incelemeler ve dokümantasyon sonucu, Kumkapı'da büyük çaplı üsluplar yerine, yerel öğelerle ve varolan kültür değerleriyle bütünleşmiş özgün detaylar ve pratik, ekonomik konut tasarım yöntemleri ortaya koymaktadır. Ermeni ve Rum unsurlar ise bu yerelliğin asıl oluşturucuları konumundadırlar. IX
KUMKAPI, AN OTTOMAN CITY UNDER THE INFLUENCE OF 19TH CENTURY WESTERNISATION SUMMARY This thesis documents and inspects the buildings of Kumkapi, in quest of clues for the character of Istanbul's ethnic variety within the 19th century Ottoman change. It chooses Kumkapi, since it carries both the Ottoman and Byzantine heritage and is situated relatively close to the palace as a region of non-muslims. The thesis also points out the importance of the almost ecumenical Armenian Patriarchate in this region. The thesis hence presupposes the existence of interesting reflections of 190ı century change, i.e. of "Westernisation" in such a region. The previous research concentrates on the accelerating role of Armenian and Greek minorities in the change. They emphasise the privileges given to non-Muslims with the reformations, and their effective role in the Western dominated trade. Besides, the intellectual role of these minorities are evident as with the architect Balians. Hence, the mobility earned by the non-muslims reflect to the city through the migrations from the historical peninsula to the Galata region, where a Western life style based around trade abide. The thesis also inspects the history of Kumkapi in its formation into a residential non-Muslim area. Its historical situation as a city gate through its harbour lives not much longer after the Ottoman conquest of Istanbul. The harbour was filled and turned into a residential area for Armenians, in accordance with the Ottoman social regime. After the construction of the railways in the 1 9th century, the area also lost its connection to the sea. The thesis observes that the region was one of the weakest against the 1 9th century change and mobility also as the ground of the big fires. It was hence of the few application ground for the new city planning. It hence shows an overlapping and mixed planning characteristics. For instance, the Islamic character of organic and narrow road structure exist beside streets with gridded layouts and a square which rarely exists in Ottoman Istanbul. Another charracteristic of Kumkapi is based on its assignation as a non-muslim area. The limited space only permits small lands for the houses and high rise and economical buildings, introduced within the 19th century change and which was hence welcomed in Kumkapi. The inspection of the areashow an abundance of Armenian and Greek religious and social structures. They are hidden and walled and bear the character of many centuries of change and renewals. There exist three type of houses, that of infill structures, of double houses and of row houses. The thesis dwells on the practical and economic character of row houses, which conforms io the need of the middle- low income group minorities within the area and with the limited land. The thesis also points out the significance of the corner houses through their specific decorative details. The thesis also documents the schools and fountains in the area. It accounts for the main bath.The thesis finds parallels with other non-Muslim neighbourhoods, characterised by the infiltration of Western styles, the agglomeration around the churches and the accompanying religious schools and the emphasis on trade. They also similarly bear more limited land and hence more high-rise structures. XI