|
Yazılı kelimeler sadece siyah şekiller değil aynı zamanda taşıdıkları anlamsal
özellikleri sayesinde insanların çevreyle iletişim kurmasını sağlayan arabuluculardır.
Kelime sıklığı ve duygu, en çok çalışılan ve hem davranışsal hem de fiziksel olarak
kelime tanımada önemli etkileri olduğu bilinen anlamsal özelliklerdir. Bu çalışmada,
Türkçe yazılı kelimeleri kullanarak kelime sıklığı ve duygu etkileşiminin, kelime
tanıma üzerindeki etkilerini araştırdık. Aynı zamanda, kelime sıklığı ve duygunun
kelime tanımadaki olası etkileri, bilişsel kelime modelleri aracılığıyla yorumlandı.
Çalışmada uyaran olarak kullanılan Türkçe kelimeler, Türkçede Duygusal ve
Anlamsal Değerlendirmeli Norm (TUDADEN) veri tabanından seçilmiş olup diğer
uyaran grubu kelimemsiler ise Wuggy yazılımının Türkçe eklentisi ile
oluşturulmuştur. Sözcüksel karar çalışması sırasında katılımcıların tepki sürelerinde
ve göz bebeğinde oluşan değişimleri TOBII T120 göz izleme cihazı ile kaydettik.
Çalışma için hem erkek hem kadın depresyonsuz katılımcılardan veri topladık.
Sonuçlar, duygusal kelimelerin yüksüz (nötr) kelimelerden daha hızlı tanındığını
göstermektedir. Aynı zamanda, sonuçlar, kelime sıklığı yüksek olan uyaranlara,
kelime sıklığı düşük olan uyaranlara oranla daha kısa sürede tepki verildiğini
göstermiştir. Bu bulgular ışığında, çalışmamızın tepki süresi ölçümü sonuçları,
kelime sıklığı ve duygunun kelime tanımadaki ana etkisini desteklemiştir. Bu ana
etkiye ek olarak, kelime sıklığı ve duygu arasındaki etkileşim, kelime sıklığı yüksek
olumsuz uyaranların, olumlu ve yüksüz uyaranlardan daha hızlı tanındığını; fakat öte
yandan, kelime sıklığı düşük olumlu uyaranların, diğer uyaran gruplarına oranla daha
hızlı tanındığını göstermiştir. Fakat göz bebeği ölçümü sonuçları, ne kelime
sıklığının ne de duygunun kelime tanımadaki ana etkisini desteklemiştir. Genel
olarak, bu sonuçlar, kelime sıklığı ve duygunun kelime tanımada davranışsal olarak
önemli bir role sahip olduğunu fakat fizyolojik olarak herhangi bir tepkiyi
tetiklemediğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, fizyolojik sonuçlar, uyaran grupları
arasında herhangi bir farklılık göstermemesine rağmen, bu çalışma, Türkçe
kelimeleri tanıma görevi sırasında, kelime sıklığı ve duygu etkileşiminin göz bebeği
üzerindeki etkisini araştıran ilk çalışmadır.
|
|
Written words are not just black remarks but they enable human beings to connect
with the environment via the help of their semantic features. Word frequency and
emotion are the most studied semantic features which are known to effect word
recognition both behaviorally and physically. In the current study, we investigated
the effects of interaction between word frequency and emotion on word recognition
by using Turkish written words. At the same time, these possible effects were
interpreted by the DRC, CDP+ and triangle models of word recognition. We used a
subset of words from Affective Norm Database for Turkish Words (TUDADEN) and
we generated pseudowords by Turkish plug in for Wuggy Software as stimuli. We
collected reaction times and pupil diameters with TOBII T120 eye tracker during the
lexical decision task. We collected data from non-depressed male and female
participants. The results display that emotional words have shorter reaction times
than neutral ones. Meanwhile, high frequency words get faster responses than low
frequency words. Thus, these reaction time results replicate the main effect of
emotion and word frequency on word recognition. Furthermore, the significant
interaction between emotion and word frequency indicate that high frequency,
negative words get shorter reaction times than positive and neutral words while low
frequency, positive words get the shortest reaction times. However, the pupillary
responses do support neither the main effect of word frequency nor emotion. These
results suggest that semantic features have a critical role on word recognition process
behaviorally; however, these factors do not activate physiological responses during
word recognition. Although the physiological differences between the experimental
conditions are insignificant, this study presents the first findings of the interaction
between emotion and word frequency on Turkish word recognition with the use of
pupillary responses. |