Tez No İndirme Tez Künye Durumu
571837
Özkıyım riski nedeniyle psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavi gören hastalarda özkıyımla ilişkili akut duygudurum bozulmasının sonraki özkıyım davranışını öngörücülüğü /
Yazar:NAZMİYE
Danışman: DOÇ. DR. MEDİNE YAZICI GÜLEÇ
Yer Bilgisi: SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ / İSTANBUL ERENKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ / RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI
Konu:Psikiyatri = Psychiatry
Anahtar Kelime:Affektif bozukluklar = Affective disorders ; Hastaneye yatırma = Hospitalization ; Psikiyatrik hastalar = Psychiatric patients ; Risk faktörleri = Risk factors ; Taburcu olmak = Patient discharge ; İntihar = Suicide ; İntihar teşebbüsü = Suicide-attempted
Onaylandı
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
126 s.
Amaç: Özkıyım, psikiyatrik hastalarda genel popülasyondan daha sık görülür. Ruhsal bozukluğu olup özkıyım sonucu ölen kişilerin önemli bir kısmının ölmeden kısa süre önce ruh sağlığı servisleri ile ilişkisi olduğu ve taburculuk sonrası özkıyım riskinde artış olduğu bilinmektedir. Akut özkıyım riskini nitelendirme ve öngörme; etkin tedavinin yürütülebilmesi, dolayısıyla da özkıyıma bağlı ölümlerin azaltılabilmesi açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın birincil amacı özkıyım riski nedeniyle psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavi gören hastalarda, akut durumu yansıtmayı amaçlayan yeni bir tanı antitesi olan Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması'nın (ÖADB), taburculuk sonrası dönemde gerçekleşen özkıyım davranışını öngördüğünün saptanmasıdır. Ayrıca çalışmada; ÖADB'nin özkıyım düşüncesi olanlar ile girişimi olanların ayrımını sağlayıp sağlayamadığını belirlemek amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırmamız bir uzunlamasına takip çalışmasıdır. Çalışmaya, S.B.Ü. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yatarak tedavi gören hastalardan özkıyım riski bulunan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 141 hasta dahil edildi. Hastalara, hastane yatışı sürecinde; DSM-IV Eksen 1 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-1) ve DSM-III-R Eksen 2 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-2) uygulanarak tanı konuldu. Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması-Yaşamboyu (ÖADB-Y) ve Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması-Güncel (ÖADB-G) ölçekleri ile Columbia-İntihar Şiddetini Derecelendirme Ölçeği (C-İŞDÖ), Hasta Sağlık Anketi-Somatik, Anksiyete ve Depresyon Belirtileri Ölçeği (HSA-SADBÖ) ve Kısa Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği (KPDÖ) uygulandı. Örneklem, hastaneye yatış sebebine göre; özkıyım düşüncesi nedeniyle yatışı sağlanan ve özkıyım girişimi sebebiyle yatışı sağlananlar olarak gruplandırıldı. Örneklemde daha önce özkıyım girişiminde hiç bulunmamış olan hastalar da yer aldığından, ayrıca yaşamboyu özkıyım girişimi olup olmamasına göre de gruplandırılarak değerlendirme yapıldı. Hastalara taburculuklarından iki ay sonra telefon aracılığıyla ulaşılarak, özkıyım davranışında bulunup bulunmadığı sorgulandı. Bulgular: Çalışmamızda; hastalar hastaneye yatış sebebine göre ayrıldığında, özkıyım girişimi nedeniyle yatışı sağlanan ve özkıyım düşüncesi nedeniyle yatışı sağlanan hastalar arasında; ÖADB ve ÖADB-G ölçek toplam skorları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Örneklem; yaşamboyu özkıyım girişimi olup olmama durumuna göre ayrıldığında ise ÖADB-Y ölçek toplam skorları açısından aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Hastalar taburculuk sonrası dönemde özkıyım girişiminde bulunup bulunmamasına göre ÖADB açısından değerlendirildiğinde; gruplar arasında istatistiksel düzeyde anlamlı farklılık saptanmıştır. Ancak hastaların hastanede yattıkları dönemdeki ÖADB ölçek toplam skorlarının, taburculuk sonrası dönemde özkıyım girişimini öngörmediği bulunmuştur. Sonuç: Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması'nın, akut özkıyım riskini değerlendirmede DSM'deki tanısal boşluğu doldurmayı amaçlayan yeni bir tanı antitesi olduğu öngörülmektedir. Çalışmamızda, ÖADB varlığının ve ÖADB ölçek toplam skorlarının; özkıyım riski nedeniyle yatarak tedavi gören hastalarda özkıyım girişimi ile özkıyım düşüncesi olanları birbirinden ayırdığı ancak taburculuk sonrası dönemde hastaların özkıyım girişimlerini öngörmediği saptanmıştır. Ancak daha geniş örneklemlerle çalışmanın tekrarı önerilir. Anahtar kelimeler: Akut Özkıyım Riski, Özkıyım, Özkıyımla İlişkili Akut Duygudurum Bozulması, Taburculuk, Yatan Hastalar.
Objectives: Suicide is more common in psychiatric patients than in the general population. It is known that a significant proportion of people who have a mental disorder and who die because of suicide have contact with mental health services before death and that there is an increase in the risk of suicide after discharge. Characterizing and predicting the risk of acute suicide is important for effective treatment and thus reducing suicide-related deaths. The primary aim of this study was to determine the presence of suicidal behaviors in the post-discharge period in a new diagnostic entity aiming to reflect the acute state in patients who were hospitalized in psychiatric clinics due to suicide risk. Also the aim of this study is to determine whether the ÖADB can discriminate between those with suicidal ideation and those with attempts. Method: This is a prospective study. The study included 141 inpatients who were hospitalized due to suicide risk in Erenköy Mental and Neurological Diseases Training and Research Hospital. During the hospitalization; Structured Clinical Interview for DSM-IV Axis 1 Disorders (SCID-1) and Structured Clinical Interview for DSM-III-R Axis 2 Disorders (SCID-2) were administered to all participants to assess for the presence of Axis 1 and Axis 2 disorders. Then, Acute Suicidal Affective Disturbance Inventory-Lifetime (ASADI-L) and Acute Suicidal Affective Disturbance Inventory-Current (ASADI-C), Columbia-Suicide Severity Rating Scale, The Patient Health Questionnaire-Somatic, Anxiety and Depressive Symptoms Scale, Brief Psychiatric Rating Scale were applied. The sample was grouped according to the reason of hospitalization as because of suicidal ideation and because of suicide attempt. As the sample included inpatients who had never attempted suicide before, it was also grouped according to whether or not there was a lifetime suicide attempt.The patients were re-evaluated by phone two months after their discharge. Results: : In our study, among the patients who were hospitalized due to suicide attempt and due to suicidal ideation; a statistically significant difference was found in terms of the total scores of the ASADI-C and the presence of ASAD. When the sample was separated according to the presence or absence of lifetime suicide attempts, a statistically significant difference was found in terms of the total scores of the ASADI-L. When the patients were separated according to the presence of suicide attempt in the post-discharge period, there was a statistically significant difference between the groups in terms of the presence of ASAD. However, it was found that the total scores of ASADI of the patients in the hospital stay did not predict suicide attempt in the post-discharge period. Conclusion: Acute Suicidal Affective Disturbance (ASAD) is a new diagnostic entity that aims to fill the diagnostic gap in DSM in assessing the risk of acute suicide. ASAD and the total scores of ASADI are differentiated in between suicide attempters and ideators; but not predict the suicidal behavior the period of time post-discharge from hospital. It is recommended to re-study in a larger sample. Key words: Acute Suicide Risk, Suicide, Acute Suicidal Affective Disturbance, Discharge, Inpatient.