|
Geometri esas olarak evrenin küçük bir noktadan dev bir kara deliğe kadar
matematiksel yorumudur. Objeleri, doğrular, eğriler ve açılar cinsinden ifade edip,
analiz yapmaya yardımcıdır. Riemann geometrisi, daha kompleks yapıları anlamadaki
öneminden ötürü matematiğin göze çarpan bir dalı olmuştur. Geometriye getirdiği yeni
kavramlar sayesinde yüksek boyutlu eğimli yüzeylere sahip uzaylar üzerinde çalışmak
daha kolay hale gelmiştir.
Lokal olarak Öklid uzaylarına benzeyen, türetilebilir Riemann manifoldları bu alanda
çalışırken kullandığımız en temel yapılardır. Bu objeler daha kompleks uzayları,
iyi bildiğimiz, nispeten basit Öklid uzayları yardımıyla anlamamızı sağlar. Sadece
matematikte değil, klasik mekanik ve genel görelilik gibi fiziğin birçok alanında da
kullanılan bir konsepttir.
Geometriciler, bir manifold üzerindeki en iyi Riemann yapısını bulmaya çalışmışlar
ve sonrasında en iyi yapının sabit eğrilikli manifoldlarda bulunduğu gösterilmiştir. Bir
manifold üzerindeki eğriliği hesaplamak için iki temel araç kullanılmıştır; Riemann
eğrilik tensörü ve Ricci tensörü. Geçtiğimiz yüzyılda, bazı bilim insanları bu
araçlar yardımıyla daha kompleks yapıları tasvir edebilmek için yeni kavramlar
tanımlamışlardır. Bu yeni kavramlar Perelman'ın bir asır boyu cevapsız kalmış olan
ünlü Poincaré sanısını Ricci akışı yardımıyla çözmesine yardımcı olmuştur.
Gradiyent Einstein tipi manifoldlar, yarı Einstein manifoldları, ve Ricci solitonları gibi
arkasında derin fiziksel anlamlar barındıran yapılar hakkında hala bilinmeyen birçok
şey bulunmaktadır. Bu alanda katkılı olabilmek adına, biz Ricci solitonlara örnek
olabilecek bazı özel yapıları gradiyent Einstein tipi manifoldlar üzerinde araştırdık.
Tezin giriş bölümünde, bu oluşumların nereden çıktığını, niye böyle tanımlamalara
ihtiyaç duyduğumuzu ve arkalarında yatan geometrik yorumu cevaplamaya çalıştık.
Konuları Einstein manifoldlarından başlayarak Ricci solitonlarına kadar tarihi
ilerleyişine göre ele aldık. Bölüm içinde bu alanlara katkıda bulunmuş bazı değerli
matematikçilerden de bahsettik. Son olarak, çalışmanın amacı, bazı çokça bilinen
geometrik kavramları ilişkilendirmek olarak verildi.
İkinci bölümde, Riemann geometrisi üzerine genel bilgiler ile ilgilendik. Öncelikle,
bölgesel olarak Öklid uzaylarına benzeyen, türetilebilir manifoldların tanımını
verdik. Sonrasında, bu manifoldların sahip olduğu topolojik özelliklerden bahsettik.
Kovaryant türev, katlı çarpım gibi ilerleyen bölümlerde sıkça kullanacağımız
işlemlerin tanımlarını verdik. Daha sonra, türetilebilir manifoldlar üzerindeki
eğimleri incelemek için, uzaklık fonksiyonu diyebileceğimiz "g" Riemann metriğinin
tanımlı olduğu gösterdik. Dahası, bu metrikten elde edilen Riemann eğrilik
tensörünün daraltılması ile başka önemli bir araç olan Ricci tensörü elde ediliyor.
Bu alandaki Einstein manifoldları gibi birçok manifold Ricci tensörünün yapısına
göre çeşitlendiriliyor. Bu açıdan çalışmamızın temel taşını oluşturuyor. Riemann
geometrisini çalışmak için gerekli diğer benzer araçlar da tezin ilgili kısmında ayrıntılı
olarak işlenmiştir. Bu temel bilgiler baz alınarak ilerleyen bölümlerdeki yapılar
oluşturulmuştur.
Üçüncü bölümde, tezin temel konularına giriş yapılmıştır. Biliyoruz ki, Ricci
tensörünün metrik tensörüyle orantılı olduğu manifoldlara Einstein manifoldları
deniliyor. Bu manifoldlar, uzay-zaman düzleminde bir kütle tarafında yaratılan
çekim gücünü açıklamaya çalışan Einstein'ın ünlü alan denklemleriyle yakından
ilişkilidir. Bu açıdan birçok matematikçi ve fizikçinin ilgisini çekmektedir. Einstein
manifoldları üzerindeki en değerli çalışmalardan biri M. C. Chaki ve R. K. Maity
tarafından yürütülmüştür. 2000 yılında, Einstein manifoldlarının genelleştirilmiş
konsepti olan yarı Einstein manifoldlarını, bir sonraki sene de genelleştirilmiş yarı
Einstein manifoldlarını tanıtmışlardır. Genel göreliliğin anlaşılması ve modellenmesi
bu bağlamda kolaylaşmıştır. Einstein manifoldları ve yarı Einstein manifoldları, ilgili
Ricci tensörlerinin yapısına göre tanımlanmıştır. Sonrasında, manifoldları üzerlerinde
belli koşulları sağlayan bir X vektör alanına sahip olmaları haline göre gradiyent
Einstein tipi manifoldlar ve onların sınıflandırılması olarak çeşitlendirilmiştir.
Çalışmanın devamında, çeşitli örnekler ve yakın zamanda ispatlanmış teoremler
verilmiştir. Ayrıca, eğrilik kavramını farklı açılardan değerlendirmek için Weyl tensörü
ve onunla ilişkili Cotton, Bach, Schouten tensörlerinden bahsedilmiştir. Bu tensörlerin
birbiriyle ilişkisi bazı önemli önsav ve teoremler aracılığıyla gözlemlenmiştir.
Bir sonraki bölümde, ünlü Poincaré sanısının çözümündeki rollerinden dolayı
popülerliği artmış Ricci akışı ve Ricci solitonları ele alınmıştır. Uzun yıllar
çözülememiş sanı şunu iddia etmekteydi; her basit bağıntılı, kapalı, 3 boyutlu manifold
ile 3-küre arasında bir homeomorfizma vardır. Sonrasında, bu sanının daha genel
hali olan Thurton'ın geometrikleştirme sanısı her 3 boyutlu kompakt manifoldu
sınıflandırmayla ilgiydi. Bu problemlerin çözümüyle ilgili en büyük adım 1982'de
Ricci akışını literatüre kazandıran Hamilton tarafından atılmıştır. Geçtiğimiz yıllarda,
Perelman Ricci akışını kullanarak Poincaré sanısını (artık teorem) ispatlamıştır. Yeni
bir kavram olan Ricci solitonları bu şekilde ortaya çıkmıştır. Ricci solitonları, Ricci
akış denkleminin kendi kendine benzer çözümleridir. Bu bölümde gradiyent Ricci
solitonunu veren denklem ilerleyen bölümlerde kullanılmak üzere analiz edilmiştir.
Ek olarak, bu alan ile ilgili şimdiye kadar yapılmış literatürdeki çalışmalar taranmış,
teorem ve örnekler yardımıyla paylaşılmıştır.
Son bölümde, kendi çalışmamız üzerine yoğunlaşıp, sonuçlarımızı güncel çalışmalarla
ilişkilendirdik. Literatüre baktığımızda, Einstein tipi yapılara sahip Riemann
manifoldlarının Ricci soliton örneği bulmak için araştırıldığını görüyoruz. Genelleştirilmiş Einstein manifoldlarından Ricci solitonlarına geçişte, Ricci tensörü, Hessian
tensörü, ve tensör çarpımından olu¸san m-Bakry-Emery-Ricci tensörünün kullanıldığı
görülmektedir. Bu tezde, çeşitli Einstein tipi manifoldlarda paralel vektör alanı
tanımlandığında Ricci soliton yapısı elde edilip edilemeyeceği araştırılmıştır. Üzerinde
paralel vektör alanı tanımlanmış bir gradiyent Einstein tipi manifoldun, sabit
skaler eğrilikli Ricci soliton ve yaklaşık yarı Einstein yapılarına sahip olduğu
gözlemlenmiştir. Sonucunda da, bu yapının konuyla ilgili bilinen temel teoremlere
uyumlu olup olmadığı kontrol edilmiştir. H. D. Cao ve Q. Chen'in çalışmaları
yardımıyla, boyutu 5 ve 5'ten büyük olan manifoldların bazı koşullar altında harmonik
Weyl tensörüne sahip olduğu ve Z. Hu, D. Li ve S. Zhai'nin çalışmalarıyla
ilişkilendirildiğinde bir aralık ile (n-1) boyutlu bir Einstein manifoldunun katlı
çarpımına isometrik olduğu görülmüştür. Son olarak da, bu yapıya örnek olarak 3
boyutlu, Bach düz yapıya sahip bir manifold verilmiştir.
|
|
The Riemannian geometry has been an outstanding branch of mathematics due to its
importance in understanding many geometrical structures. In the last century, some
scientists have introduced new concepts to describe more complex structures. The new
improvements helped Perelman to solve Poincaré conjecture by using the Ricci flow.
There are still lots of unknowns in the associated topics such as gradient Einstein-type
manifolds, quasi-Einstein manifolds, and Ricci solitons which are examples for the
most significant ones. To contribute to the field, we have tried to find some special
structures as instances for the Ricci solitons.
In this thesis, we started with the introduction chapter which is composed of simple
answers for how these new objects emerge, why we need them, and what is the
geometric meaning behind. The subjects which range from Einstein manifolds to
Ricci solitons have taken in hand according to the historical developments. Some
mathematicians who had contributed to the field mentioned throughout the chapter. At
the end, the aim of this study which try to relate some famous geometric concepts is
given.
In the second chapter, we have dealt with the basic knowledge on the Riemannian
geometry. Firstly, the definition of differentiable manifolds that are smooth, locally
Euclidean spaces is given. Then, some topological properties which belong to these
manifolds are mentioned. It is known that the Riemannian metric g, a distance
function, defined on differentiable manifolds to be able to examine curvatures.
Moreover, the Riemann curvature tensor which is obtained from the metric g gives
another significant instrument,the Ricci tensor, by contraction. The tools like these to
study the Riemannian geometry are described in detailed. Later on, we built up all the
work on this knowledge.
In the third chapter, we entered the main subjects of the thesis. Einstein manifolds
and quasi-Einstein manifolds are defined with respect to the Ricci tensor. Afterwards,
gradient Einstein-type manifolds and their classifications are introduced in the
existence of some vector field X on the manifold. Several examples and couples of
recent theorems are given in the following. Also, the trace-freeWeyl tensor, and related
Cotton, Bach, Schouten tensors are mentioned to consider the concept of curvature
in different ways. The relations between these tensors are observed through some
important lemmas and theorems.
In the next chapter, Hamilton's Ricci flow and Ricci solitons which are very popular
topics because of the Poincaré conjecture are taken in hand. The equation for the
gradient Ricci soliton is analyzed for the next chapter. Additionally, the cumulative
knowledge in the literature up to now has been shared with the help of theorems and
examples.
In the last chapter, we have discussed the results of our study, and related them with the
recent works of other colleagues. It has been searched for the Ricci soliton structure
after admitting parallel vector field on various types of Einstein manifolds. Then, this
case is checked out if it fits to the well-known theorems of the topics. The outcomes
of the research are noteworthy in a way that the studied structure sets an example for
the recent findings on the topic. |