Tez No İndirme Tez Künye Durumu
141181
1919-1923 yılları arasında muhalif kimliğiyle Trabzon / Between 1919 and 1923 the city of Trebizond in its adverseial position
Yazar:İSMAİL AKBAL
Danışman: PROF.DR. SİNA AKŞİN
Yer Bilgisi: Ankara Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Ana Bilim Dalı
Konu:Kamu Yönetimi = Public Administration ; Türk İnkılap Tarihi = History of Turkish Revolution
Dizin:
Onaylandı
Doktora
Türkçe
2004
516 s.
Trabzon şehri, yüzyıllar boyunca, jeo-politik konumu ve ticaret merkezi olması iti bariyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, üzerinde sürekli planların ve siyasi pa zarlıkların yapıldığı bir kent olmuştur. Pers seferleri, Arap akınları, Moğol istilası, Sel çuklu seferleri Bizans egemenliği derken Trabzon 1461 yılında Osmanlı yönetimi altına girmiştir. Trabzon Osmanlı egemenliğine girince eyalet ve sancak merkezi olarak şeh zade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan kent, doğal olarak birçok etnik grubun 20. yüzyıla kadar bir arada yaşamasına da imkân tanımıştır. Ancak 20. yüzyıldaki milliyetçilik dalgası bölgedeki etnik grupları harekete geçirmiş ve Birinci Dünya Savaşıyla birlikte bağımsızlık hareketleri ortaya çıkmıştır. 1919 yılında başlayan Milli Mücadele hareketinde siyasal iktidar odağı olan Mus tafa Kemal Paşa ya da Ankara Hükümeti, gerek Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi sırasında gerekse Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra hem Meclis içinde hem de Meclis dışında siyasal muhalefetle karşılaşmıştır. Bu muhalefet hareketinin ilk olarak başladığı yer Trabzon olmuştur ve buradaki muhalefet hareketleri 1 924 yılına kadar devam etmiştir. Millî Mücadele döneminde Doğu Karadeniz Bölgesi'nin tek eyalet merkezi olan Trabzon'un Millî Mücadelede oynadığı rolü, yaptığı katkıları, ilk millî cemiyetlerin kurulduğu yer olması gibi öncelikleri inkar edilemez bir gerçektir. Ancak Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele hareketini Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'da başla tırken yörenin en büyük ve en önemli liman şehri olan Trabzon vilayetine 1924 yılına kadar hiç uğramamıştır. Çünkü o, 1924 yılına kadar bu muhalefetin özneleri, eylemleri ve tutumları tarafından Trabzon'dan uzak tutulmuştur. Muhalefet hareketlerinin temaları ilk zamanlar askerlerin siyasete müdahalesi, İt tihatçılık suçlaması, Saltanat ve Hilafet düşmanlığı gibi Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın söylemlerini ihtiva ederken, zamanla bu temalar ortadan kalkmış yerini Bolşeviklik, diktatörlük, cumhuriyetçilik gibi suçlamalar almıştır. Muhalefetin temalarındaki bu dönüşüm, iktidar mücadelesindeki güç dengelerinin değişimiyle ilişkilidir. Nitekim, Sivas Kongresi sonrası Trabzon'daki iktidar odakları değişmiş, Damat Ferit'in iktidar dan düşürülmesiyle HİF yanlıları da mevkilerini kaybetmiş, İttihatçılar iktidara hakim olmuştu. Ancak HİF yanlılarının mücadeleden çekilmesiyle iktidar savaşı sona erme miş, İTC içinde 1912'den beri devam eden iktidar mücadelesi Trabzon'da farklı oyun cularla kendini göstermiştir. Trabzon'daki İttihatçılar, Millî Mücadelenin liderliği için Enver Paşa tarafını tutmuşlar, onun Anadolu'daki Millî Mücadele hareketinin başına geçebilmesi için çalışmışlardır. Bunun için Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin görevlendirdiği mülki ve idari amirlere baş kaldırmışlar, İttihatçı önderleri Ankara'nın sınır dışı etme kararına rağmen Trabzon'da barındırmışlar, siyasi cinayetler işlemişler, Meclisteki İttihatçı mebuslarla işbirliği yaparak Enver Paşa'yı Trabzon'a getirmeye çalışmışlardır. Trabzon'daki siyasi gücünü Sakarya zaferinden sonra sağlamlaştıran Mustafa Ke mal Paşa, buradaki Enver Paşa taraftarlarını da etkisiz hale getirmek için harekete geç miştir. Trabzon'daki muhalefetin öncülerinden bir kısmı tutuklanmış, bir kısmı da siya si alanın dışına itilmiştir. Uzun uğraşlar sonucunda bir süreliğine de olsa Trabzon'daki muhalefet susturulmuştur. Fakat bir süre sonra, Yahya Kâhya'nın suikast sonucu öldü rülmesi ve bu suikasttan Mustafa Kemal Paşanın sorumlu görülmesi muhalefeti tekrar harekete geçirmiştir. Bu arada Büyük Zafer'in kazanılması bu havayı biraz yumuşatmış olsa da 27 Mart 1923 'de Ali Şükrü Bey 'in Topal Osman Ağa tarafından öldürülmesi eski anlaşmazlıkların yeniden alevlenmesine neden olmuş ve Trabzon-Ankara ile ilişki lerinin kesilmesine neden olmuştur. Sonuç olarak bu çalışma, Erzurum Kongresi'nden, Ali Şükrü Bey'in Ankara'da öldürülmesine ve bu cinayetin Trabzon'da etkilerini gösterdiği 1923 yılı Nisan ayının sonuna kadar olan dönemde yaşanan tarihi olguların yeniden yorumlanması amacıyla yapılan siyasi tarih çalışmasıdır.
For centuries, the city of Trebizond had become the subject of numerous confron tations, negotiations and scenarios, and served as the host of various civilizations due to its geopolitical location and commercial importance. After Persians, Arabs, Seljukis and Byzantium, it came under the control of Ottoman Administration in 1461. During this period, Trebizond was ruled as a state at times and as a sanjak at other times by heirs to throne and governors. People from various ethnic origins cohabitated the city until the 20 century. However, the nationalist tides of early 20 century stirred the ethnic groups of the region and first time in the city's history, independence movements arisen with the First World War During the National Independence Movement which started in 1919, the govern ment in Ankara, or in other words, Mustafa Kemal Pasha who was the pivot of political power, encountered political opposition at the Congresses of Erzurum and Sivas and after the Grand National Assembly of Turkey (GNAT) had been founded. The site this opposition first appeared was Trebizond and the opposition of Trebizond continued up to 1924. At the same time, it is an undeniable fact that Trebizond as a state centre con tributed to the National Independence Movement intensively. The first national societies were formed in Trebizond. However, until 1924 Mustafa Kemal Pasha didn't visit the city, which was the largest city in the region and also an important seaport. The reason for this detachment was the acts and attitudes of the opposition which deliberately pushed him away from the city. Initially, the themes of the opposition involved the matters, which are also used by Hürriyet ve itilaf Firkasi (HIF), like the intervention of the armed forces in the political affairs, accusation of ittihat ve Terakki Firkasi (ITF) favoritism, hostility toward the Sultanate and the Caliphate. In time, these themes were replaced by themes like Bolshe vism, Republicanism and despotism. This transformation can be related to the changes in the balances of struggles for power. As a matter of fact, following the Sivas Con gress, the power balances changed, which was also contributed by the fall of Damat Ferid Pasha, forcing the partisans of HIF out of their positions and these positions were transferred to the ITF supporters (ittihadists). However, the war of power didn't end after the secession of HIF partisans. The fractional conflict which had been continuing inside the ITF since 1912 surfaced itself in Trebizond with new faces. Ittihadists in Tre- bizond supported Enver Pasha, recognized him as the leader of National Independence Movement and tried to place him to the apex of national forces. For this cause, they rose up against the administrators and officials appointed by GNAT Government, provided asylum for the leaders of ITF who were expelled by the Ankara Government, commit ted political assassinations and sought for schemes to bring Enver Pasha to Trebizond through collaborating with some Ittihadist deputies. Mustafa Kemal Pasha, who fortified his position in Trebizond after the victory at the battle of Sakarya, engaged in action against the supporters of Enver Pasha in Tre bizond. Some of the vanguards of the opposition got arrested and some of them got pushed out of political arena. By means of painstaking strives, Ankara managed to si lence the opposition for a while. But after a short period, the opposition became active again, upon Yahya Kâhya assassination which was considered in the responsibility of Mustafa Kemal Pasha. After the Great Victory, the tense relations eased a little, but an other assassination in which Ali Shükrü Bey was murdered by Topal Osman Agha on 27 March 1923 caused the breakout of old hostilities and severance of communication between Ankara and Trebizond. To put it briefly, this study is a political history work aiming to reinterpret the his torical facts experienced through the period from the Erzurum Congress until the end of April 1923 at which the assassination of Ali Shükrü Bey exploded in Trebizond.